MERAK EDİLEN MEDENİYET MAYALAR 

Dünya insanlık tarihinden Türkleri silerseniz bir şey kalmaz eklerseniz dünya insanlık tarihinin yeniden yazılması gerekir.

 

 MAYA MEDENİYETİ VE KÜLTÜRÜ 

Mu Kıtasından Çıkan Kadim Medeniyetler adlı kitabımda çok daha ilginç noktalara ve başka medeniyetlere de yer verdim. Ancak konuda geçen ve son derece önemli bir medeniyet olan Mayalar hakkında verdiğim bilgilere ilaveten bu makalemi de yazarak sizler ile paylamak istedim.

 Kitabım da detayları ile yer verdiğim Amerika kıtasına ilk ayak basanların, Mu kıtası “Güneş İmparatorluğundan” koloni kurmak yola çıkarak Güney Amerika ya Ayak basan ve yerleşen müthiş bir uygarlıktan olan TOLTEK’LER den bahsetmiştim.  (Aynı şekilde çok daha sonraları Kuzeyden de Orta Asya Türkleri Amerika kıtasına inmiş onlara da daha sonra Kızılderili denmiştir)

 Dünya da ki birçok bilim adamı Tolteklerin nereden geldiği kabul etmemesine rağmen bazı araştırmacılar onların, mu kıtasından gelen koloniciler olduğunu açıklama cesaretini göstermiştir.


Toltekler son derece pozitif ve sürekli araştırmacı ve inşaat teknoloji ve matematikle olan bağları bugün günümüzde elde edilen bulgulardan anlaşılmaktadır.
Bu iyi huylu insan Toltekler kendisinden sonra gelen kuşaklara ciddi değerler bıraktılar.


Ancak Daha sonra gelen ve dünya tarihine de derin izler ve ciddi sorular bırakan Mayalar- Aztekler – İnkalar maalesef TOLTEK’LER gibi çok pozitif değillerdi.


Tolteklerden sonra gelen Mayalar-Aztekler -İnkalar dönemlerinde medeniyetler ilerlettiği gibi, TOLTEKLER DE asla olmayan İnsan kurban etmeleri ve buna benzer vahşi seremoniler hatta insan kafası ile top oynamaları Tolteklerden sonra gerek iklim yapısı gerekli oluşan şartlar nedeni ile onların vahşi duygulara orada sahip olduklarını ortaya koymaktadır.

 



TİKAL PLAZA

VE MAYALAR;

Meksika topraklarında ilk insan topluluklarına ait izler, prehistoryacılara göre, yaklaşık 20.000 yıl öncesine dayanır. Yukarıda da bahsettiğim gibi Tolteklerden sonra gelen nesiller den en çok dikkati çeken MAYALARDIR.

Eldeki dünya tarihi bilgilerine göre M.S 250’lü yılar Orta Amerika da İmparatorluk kurmuş bir toplumdur. Bu tarihten itibaren Maya uygarlık olarak tanımlanan kadim topluluk olarak kabul edilmiştir.  Maya dönemi ve Kültürleri incelendiğinde araştırmacılar, tarihçileri şaşkına çeviren Gizemler ile doludur.

Yontma taş devri (Paleolitik çağ) var olan tekerleği bile tanımayan Maya Uygarlığı, yaşadıkları bölgede yaptıkları İNSANIN AKLINI ALAMAYACAK GÜZELLİKTE Kİ TAPINAKLAR – GÖRKEMLİ MEZARLAR – GÖZLEM EVLERİ bunlar görenleri hayran bırakacak kadar inanılmaz.

Ve en önemlisi Mayaların Astroloji bilgileri bu medeniyet ile ilgili çalışanları hayretler içinde bırakmıştır.

 Dünyada kendi imkanlarını zorlayarak kendi medeniyetlerini yaratan Maya Uygarlığı birçok kişi için halen geçmişi nereden geldi diye sorgulansa da Mayaların geride bıraktıkları Astronomi bilgileri, gizemli bu uygarlığın gizemini daha da artırmakta.

Ne zaman ortaya çıktıkları konusunda, Mayalar hakkında birçok farklı görüş olmasına rağmen eldeki izler geçmişlerinin TOLTEK’LER ile bağlantısı inkâr edilmez bir gerçek olarak bu konuda ki önemli bulgu ve bilgilerin arasında yer almaktadır.

 Daha sonra detaylı bilgi yazacağım Maya takviminde takvim başlangıcı M.Ö 3114 olarak gösterilmişse de Arkeolojik çalışmalarda elde edilen bilgiler M.Ö 1800 yıllarını işaret etmekte.




MUAZZAM KENTLER KURDULAR

Elde ki arkeolojik verilere göre, Mayaların M.Ö 1800 yıllar da Meksika’nın pasifik kıyılarında yer alan Soconusco bölgesinin onların ilk yerleşim bölgesi olduğunu göstermekte.
Mayaların bilinen tarihi gösteren eski hiyeroglif tabletlerden eld edilen bilgilere göre onların M.Ö 250 yılında var olduğunu kanıtlamakta.  

 

Klasik – Öncesi dönem olarak verilen dönemde Mayalar Nakbé, Mirador, San Bartolo, Cival  gibi büyük kentler ve bu kentlerde inanılması güç  görenleri hayrete düşürecek muazzam yapılar inşa etmişler.

Maya Uygarlığı dendiği zaman dünya da herkesin merak ettiği en önemli konu, onların aniden gizemli bir biçimde ortadan kaybolduğu konusudur. Bu gizemin halen de çözülmemesi bu ilgiyi de devam ettirmektedir. Maya Uygarlığının olduğu bölgelerde yapılan arkeolojik araştırmalarda elde edilen bulgular bu gizemi desteklemekte.

Elde ki bulgular da Uxmal kentinde insanların yedikleri yemeği dahi yarım bırakarak gitmeleri ayrı bir gizem.

Bir başka kent olan üstelik de dini merkez olduğu da anlaşılmış Teotihuacan birçok inşaatı yarım bırakarak terk etmiş olmaları veya kaçmış olmaları bu gizemi daha da düşündürücü kılmakta.

Üstelik Mayaların yüzlerce yıl varlığını doğrulayan uygarlık izlerine de rastlanmamış olması bu gizemi büyütmüştür. Kayboluşları hakkında birçok varsayım üretilmiştir. Kimileri kuraklık, salgın hastalık gibi nedenleri kimileri ticaretin bitmesini bazılar ise iç karışıklık isyan şeklide düşüncelerini ortaya koymuşlardır.  

                                  TEKERİ BİLMİYORLARDI AMA ÜSTÜN İNŞAAT BİLGİSİ VARDI

John L. Stephens ve Frederic Catherwood, isimli iki araştırmacı bundan 133 yıl önce Honduras’ta Kopan köyü civarından zor şartlar altında gerçekleştirdikleri bu keşiflerini bir kitap halinde yayınladıkları tarih itibari ile Dünya MAYA UYGARLIĞI ile tanıştı.


Büyük bir yankı yaratan bu kitap ile o güne kadar bilinmeyen uygarlık gün ışığına çıkmıştı. Araştırmacıları, bilim adamlarını en çok şaşırtan İspanyol istilasından çok önceki zamanlarda Mayaların o döneme göre akıllara durgunluk verecek kadar yüksek bir medeniyet ve teknoloji seviyesin de olmalarıydı.

Elde edilen bilgiler açıklığa kavuştukça Maya Uygarlığının en yüksek ve parlak dönemlerinin 987 ve 1511 yılları arasında olduğunu ve bu dönem içinde Guatemala’dan Meksika’ya kadar büyük bir bölgeye yayılmışlardı.

Mayalar astronomide elde etmiş oldukları bilgilere bakılarak incelendiğin de 18.yüzyıldaki Paris de bulunan gözlem evlerinden çok daha mükemmel bir gözlemevi yapmış oldukları ortaya çıkmış.

Geride bıraktıkları bilgiler bakıldığında Sadece Astronomi de ilerleme kaydetmemişlerdi, eczacılıkta, fizikte, matematikte, kimyada tıpta, o döneme göre büyük başarılar elde etmişlerdi. Ancak bütün bunlara rağmen Mayalar Tekerleği bilmiyorlardı.

Tıp konusunda büyücü dedikleri bu insanlar o tarihlerde Beyin Ameliyatı yapıyorlardı. Yaptıkları bu beyin ameliyatları sonuçları, bugünün tıp biliminde daha yeni kullanılmaya başladığını kısaca tıp bilimin ancak yetiştiğini söylemek bile hayret uyandırmakta.

O dönem de yapılan bu beyin ameliyatına Trefinasyon adı verilmekte. Yapılan bu operasyonda kafatasının belli bir bölgesinde dört köşe veya yuvarlak bir kapak açılarak beyin üzerinden operasyon yapılarak daha sonra kapatılmaktaydı. Kafatasının tepe kısmında ağrı duymayan bir bölgede uyuşturucu kullanılan birkaç saatte yapılan bu operasyon halen gizemini korumakta.

                                   MAYA TAKVİMİ DÜNYA YI KORKUTTU.

Ayrıca Mayalar sadece Astronomi ile uğraşmıyorlardı. Onlar dünyada ilk defa Matematik olan tutkuları ile sıfırı yaratmış ve yaptıkları tüm hesaplarında kullanmışlardı. Yaptıkları hesaplarda 64 milyon bazı hesaplarında 400 milyona kadar ulaşmışlardı. 


Yaptıkları hesapları da Venüs yılını Dünya yılını Ay yılını ve TZOLKİN diye isimlendirdikleri 20 gün 12 ayı olan kutsal yılı ölçmek için kullanıyorlardı.


GÜN VE AYLARI BÖLEN İLK IRK

Ünlü MAYA TAKVİMİ.

Bu takvim Mayaların Astronomi alanında ki başarılarının en büyük kanıtıdır. Dünya ve Venüs ile ilgili olarak hazırlanmıştır. Maya Rahipleri yaptıkları hesaplar dayalı olarak hazırladıkları mükemmel bir takvim hazırlamışlardır. Çok detaylı ve hiç hata yapmadan hazırladıkları bu takvim sayesinde Venüs ve Dünyamızda ki bir yıllık süreyi bulmuşlardır.

Maya Astronomlar (gökbilimciler) yaptıkları çalışma sonucunda, Dünyamızda ki bir yıl gün sayısını 365,2420 olarak bulmuşlardır. Günümüzde yapılan hesaplamalar da bu sonuç 365,2422 olarak hesaplanarak kabul edilmekte. Aynı zamanda maya gökbilimciler çalışmalarında ay takvimini de çıkartmışlardır.

Maya gökbilimciler zamanı devirlere ayırarak 7200 günlük- 144,00 günlük – 64 milyon yıllık devirlere ayırmışlar. Bu rakamlar maya toplumunda dini ve bilimsel mana ve önemler taşımaktadır.

 Bu nedenle yaptıkları Tapınak inşatlarını yapacakları yerlerin seçimlerini hatta binanın yüksekliğini dahi bu takvimin incelemesinden elde ettikleri sonuç ve tarih ve o seçili yerde yapıyorlardı.



 
VE;

Bugün anlaşılıyor ki. Birçok sorunun artık cevapları var gizemli olmaktan çıkmaya başladı. Elde ki Arkeolojik bulgular Mayaların çok savaşçı olduklarını hatta bunu bir yaşam biçimi haline getirdikleri biliniyor.

Bu nedenle Dünya tarihinde olan savaş sonucun da birçok kentleri  yok olduğu bilinen bir gerçeği ile bakarsak, bu bölgelerde olan savaşlarda bu kentleri olduğu gibi yok etmiş veya yaşayanların kaçarak tropik ormanın içine kaçmalarına da neden olmuş olasılığı da çok güçlü durmakta.

 Ancak yine de en akla yatan varsayım, İspanyolların istilası sırasında Maya halkının, bu baskıdan kaçarak, uygarlıklarını terk etmeleri ve dağılarak paramparça olup kültürlerini devam ettiremedikleri oluyor.



" KUKULKAN " DEDİKLERİ TANRI GELMİŞ VE YOL GÖSTERMİŞ

Yapılan araştırmalarda da bunun biraz da olsa gerçeklikleri ortaya çıkmıştır. Mayaların torunlarının torunları olarak kabul edilen bazı topluluklar Orta Amerika da farklı ülkelerde yaşamlarını sürdürdükleri anlaşılmıştır. 


Kök ırkları aynı olan bu insanlar konuştukları dile göre ayrıştırılmış ve o dile göre isimlendirilmiş.

Son araştırmalara göre, en kalabalıkları Awakatekolar. Guatemala’da yaşıyorlar, sayıları da yaklaşık 17 bin kişi. En küçük grupsa Meksika’daki 123 kişilik İtzalar.

Mayalar bilinen şekilde bir alfabe sistemi kullanmıyorlardı. Aksine Alfabetik olmayan bir yazı sistemi oluşturmuşlar, farklı karma bir sistem yaratmışlardı. Çinliler yazılarda kullandıkları gibi sembolik biçimler kullanıyor, harf işaret kısacası karma yapı, maya yazısının çözülmesini bu nedenle çok zorlamıştır. Bugüne kadar çözülmeyen tabletler dahi var.



KENDİLERİ BİR ALFABE GELİŞTİRMİŞLERDİ

Ancak çok ilginç bir bilgi ile Mayalar hakkında ki yazıma son vermek istiyorum. MAYA DİLİ TÜRKÇE’YE BENZEMEKTE. Kök olarak da güneş dilini işaret ediyor diyebiliriz.


Özellikle; gramerleri bunu işaret etmekte.  
Maya dili Türkçeye benzerlik göstermekte  ve ayrıca doğrudan bazı sözcüklerde Türkçe de mevcut olduğu artık bilinmekte.

Maya dilinde: Tucan (okunuşu Tukan) / Türkçe anlamı: Tokan, Doğan

Maya dilinde: Kaxnak (okunuşu Kaşnak) / Türkçe anlamı: Kasnak

Maya dilinde: İch (okunuşu İç) / Türkçe anlamı: İç, içeri

Maya dilinde: Tuy / Türkçe anlamı: Tüy

Maya dilinde: Tepek / Türkçe anlamı: Tepe


VENÜS'Ü  İNCELİYORLARDI


Maya insanları siyah düz saçlı geniş omuzlu 1,55 boyunda yapıya sahiptiler.  Kadın erkek eşitliği vardır. Kadınlar üst düzey yetkili olabiliyorlardı. Askeri, idare ve toplumsal yapı disiplin içindeydi.
Kadın üretimde de yönetimde de yer almaktaydı.  Sosyal bir hiyerarşi vardı. En üstünde, yine kadının yerini vurgular biçimde, babalar ve anneler denilen soylular bulunuyordu. (Buda kadim Türk kültürü ile bağdaşmakta)

Aşağı doğru indikçe yerel başkanlar, komutanlar, mahalle sorumluları ve düzeni sağlayan bir tür polis yer alırdı. Suyu asla sade içmiyorlar, daha çok meyve özleriyle karıştırarak içiyorlardı
.

Temel gıda maddesi mısırdı ve mısırla çok zengin bir mutfak kültürü yaratabilmişlerdi. Örneğin tortilla muhtemelen Maya mutfağından mirastı.

İçine et ve sebze koydukları küçük hamurları kızartarak ya da haşlayarak yiyorlardı. Kakao tohumundan elde edilen hamuru da su ya da sütle karıştırarak çok özel bir içecek yaratmışlardı. Adı XOLOCATL olan bir içecek.


GÖZLEM EVLERİ
VE BENİM MAYALAR HAKKINDA Kİ SON SATIRLARIM.


MU KITASINDAN ÇIKAN KADİM MEDENİYETLER adı ile yayınladığım kitabımda çok daha derin ve farklı medeniyetler yer almakta. Bu verdiğim bilgiler de birbirini takip ederek, aradaki düşüncelerde oluşan sorulara cevap olup o boşlukları dolduğunu göreceksiniz. 

 TOLTEK'LERİN geldiği gerçeklik arkeolojik olarak sabit ve daha sonra da aynı bölgelerde ki uygarlıklar artık gün ışığında.

Büyük bir iddia ile dünya da ki herkes, MU KITASI “Güneş İmparatorluğu “insanları da demiyorum.

Ama kitabımda ve burada “Güneş İmparatorluğu “insanlarının TÜRK olduğunu ve köklerinin de bu Dünya’ya ait olmadığını anlatmaya çalışıyorum.
 

 MU kıtasından koloniler ile çıkarak Güney Amerika’ya gelen TOLTEK’LER ve orta Asya dan Türklerin Bering Boğazından geçerek Kuzey Amerika da ulaşarak o bölgeye yerleşmiş olduklarını artık inkâr mümkün değil.


Amerika At ile Güneyden gelen Orta Asya insanı sayesinde tanıştı. Kuzeyden ve Güneyden Amerika Kıta’sına girenler, MU KITASI insanları diyorum. Bu da kan bağı ve gen bağını ortaya koyar.

Kitabımda bu bilgileri kanıtlar bulgular belgeler ile verdiğim gibi kendi imkanlarım ile bunu harita görselliğinde şama olarak da verdim.

 
VE MU KITASI BİR GECEDE BATMADI.

Bu bilgide bilgi bulgu belge ile kitabımda yer aldığı gibi yine kendi imkanlarım ile oluşturduğum şematik harita ile asıl yerini de göstermeye çalıştım

Uluç Levent ERTURHAN

  

 



MU KITASINDAN ÇIKAN KADİM MEDENİYETLER

Satış Linki

https://www.turukyayincilik.com

Web Site Adresim
 https://www.ulucleventerturhan.com

 

"Tarih ilimlerin bulduğu belgelere dayandıkça temelli olur tarihi belgelere dayanan milletlerdir ki kendi aslını bulur ve tanır işte bizim tarihimiz Türk tarihi bu ilim belgelerimize dayanır yeter ki bugünün aydın gençliği bu belgeleri aracısız tanısız ve tanıtsın."

                                                  Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Türk tarihi ile ilgili olarak yapmış olduğum araştırmalarda belli konulara odaklanmanın en büyük nedeni Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bana gösterdiği araştırma izleridir. Onun Türk ırkına ve Türk tarihine bu derece sahip çıkması ve her zaman Türk milletinin tarihi değerlerine sahip çıkması beni her zaman derinden etkilemiştir.

 

Yaşamı boyunca geçmiş dönemdeki Türk'ün izlerini her fırsatta arayan ve bu araştırmalar için her türlü fedakârlığa katlanan büyük bir Türk lideridir. Şahsım adına ben atam, derken kalbim atam diye çarparak adını andığım Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün izinden ve verdiği görevlerden asla ayrılmam.

 

" MU KITASINDAN ÇIKAN KADİM MEDENİYETLER " adı ile yazdığım bu kitabımım konusunu araştırırken de bunu yapmaktayım.

 

Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk Sağlığının son derece kötüye gittiği süreçlerde dahi bunu sürdürmüş ve 70 bin yıllık geçmiş Türk tarihini araştırmak için büyük Çabalar sarf etmiştir.

Bunu yaparken de Türk tarihini, Türk Dil kökenini dünyaya sunmak için büyük fedakârlıklar ile yapmıştır. Ancak, Mu kıtası konusunda ki araştırmalarını ömrü yetse belki çok daha derinde götüreceğini düşündüğüm büyük liderim daha fazla ömrü yetmediği için, MU KITASININ araştırılması ile ilgili konuyu belli bir yerde noktalamıştır.

 

Bu kitabı yazmakta ki en öncelikli ve büyük nedenlerimden birisi de onun takip ettiği izlerden giderek Türk ırkının kökenlerini ve Türk kültürünü Dünya'ya duyurmaktır. İşte bu araştırmam sonucunda da Mu kıtasının gerçek koordinatları ve yerini de koloni çıkış izlerini de böylece bulmuş oldum.

Biraz sonra söyleyeceğim gibi biz Türkler için kadim Türk tarihinin de ne kadar önemli olduğunu, büyük liderimiz Atatürk'ün kullandığı birçok sözde bize bıraktığı birçok nasihatinde bize seslendiği görebiliyoruz.

BUNUN NE BÜYÜK ÖRNEĞİ DE ONUN TÜRK TARİH KURUMUNU KURMUŞ OLMASIDIR.

Mu kıtasından çıkan kadim medeniyetler kitabı sayfalarında üstü örtülerek derinlere atılan bilgileri okuyacaksınız. 

Saygılarımla.
Esenlikler dilerim
Uluç Levent ERTURHAN

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar