“Kozmik bağlar ve unutulan kökler üzerine”
Yazan
Uluç Levent ERTURHAN
ISBN 978-625-90254-2-1
Bu soru, sıradan bir merakın ötesinde, Türk milletinin dünya tarihindeki
yerini kökten değiştirecek bir hakikatin kapısıdır. İngiliz araştırmacı James
Churchward’un 1926-1936 yılları arasında kaleme aldığı ve Mu kıtası üzerine
yoğunlaşan o meşhur beş eseri, tarih yazıcılığında devrim niteliğinde iddialar
barındırır.
Churchward, Naacal tabletlerini ve kadim sembolleri çözdüğünde tek bir
gerçeğe işaret ediyordu: İnsanlığın ana vatanı Mu kıtasıdır ve bu ana vatandan
dünyaya yayılan medeniyetin en güçlü, en kudretli kolu Asya’da yeşeren Uygur
Türkleridir.
Churchward’un "Türklerin ataları doğrudan Mu kıtası
insanlarıdır" şeklindeki sarsıcı iddiası, benim yıllar süren
araştırmalarımın ve hazırladığım bu kitabın temel dayanak noktasını
oluşturmaktadır.
James Churchward’un yazmış olduğu beş kitabını analiz ederken, yazarın
Uygurları "Mu medeniyetinin yeryüzündeki ana temsilcisi"
olarak tanımlaması araştırmalarımın merkezini oluşturdu.
Churchward’un Naacal tabletlerinde rastladığı jeolojik ve spiritüel veriler,
Mu kıtasının sulara gömülmesinden on binlerce yıl önce, "Güneş İmparatorluğu’nun”
en eğitimli ve teknik donanıma sahip kollarının Orta Asya’ya yöneldiğini
kanıtlamaktadır.
James Churchward’un eserlerinde tasvir ettiği o kozmik bağlar ve semboller
dünyası, sadece birer çizimden ibaret değildir; onlar bizim binlerce yıllık
"Türklük şifrelerinin" ilk halleridir. Ben bu kitapta,
Churchward’un beş kitabında dile getirdiği o sarsıcı tezleri tek tek ele aldım
ve yazarın "İddia ediyorum ki Türklerin kökeni buradadır"
dediği her noktayı, somut belgeler, tarihi kaynaklar ve arkeolojik verilerle
ispatladım.
Churchward’un kadim tabletlerde gördüğü kozmik semboller ile bugün
Anadolu’nun bir köyünde dokunan kilimin üzerindeki Tamga’nın, Orta Asya’nın
kalbindeki bir yazıtın veya kadim töremizdeki bir kuralın nasıl aynı kaynaktan
beslendiğini bu çalışmada tüm çıplaklığıyla göreceksiniz.
Özellikle "Oz Tamgasının” Mu tabletlerindeki yaradılış çarkıyla
olan matematiksel uyumu ve "Kün-Ay" sembolünün kozmik
kökenleri, bu kitapta bugüne kadar hiç yapılmamış bir derinlikle analiz
edilmiştir.
Yazarın iddia ettiği Mu-Uygur-Türk bağlantısı, sadece bir teori
olmaktan çıkmış; sunduğum dilsel karşılaştırmalar, Tamga analizleri ve mühür sayılacak
örtüşen kültürel bilgi örnekleriyle artık inkar edilemez bir tarihsel gerçeğe
dönüşmüştür.
Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ömrünün son yıllarında neden büyük bir
tutkuyla bu konuya eğildiğini, neden Tahsin Mayatepek’i okyanus aşırı
topraklara gönderdiğini anlamak için bu bağı çözmek şarttır.
Atatürk, Türk milletinin öz cevherinin sadece Orta Asya bozkırlarıyla
sınırlı olmadığını, bu asil milletin dünya medeniyetinin kurucu unsuru olan o
kayıp kıtadan, yani "Güneş İmparatorluğu’ndan” geldiğini çok
önceden sezmişti.
İlk yazıp yayınladığım” MU KITASINDAN ÇIKAN KADİM MEDENİYETLER”
kitabımı da komplo teorilerinde uzak bilgi belge ve kanıtlara dayalı olarak
nasıl Mu Kıtasının bir gecede batmadığın ve o kıtadan çıkan medeniyetleri ispatları
ile kitabımda yer verdiysem bu kitabı da aynı misyon ile tamamen bilgiye
bulguya dayalı olarak yazdım
İşte ben, bu kitapla o sezgiyi bilimsel ve belgesel bir zemine oturtuyorum.
Atatürk’ün üzerinde durduğu "Güneş Dil Teorisi’nin” aslında
Churchward’un çözdüğü Mu Kıtasının ana dilinin bir izdüşümü olduğunu, kitaptaki
karşılaştırmalı etimoloji tablolarında göreceksiniz.
Churchward’un hiyerogliflerinde bulduğu o sırlar ile bizim öz be öz Türk Tamgalarımız
arasındaki o sarsılmaz akrabalığı gördüğünüzde, kendinizi tarihin tozlu
sayfalarında değil, damarlarınızda akan o kadim ve kozmik gücün tam ortasında
bulacaksınız.
Bu çalışma, Atatürk'ün yarım bıraktığı o büyük ülkünün, yani Türk'ün gerçek
soyağacını bilimsel bir mühürle tamamlama çabasıdır.
Churchward’un analizlerinde en dikkat çekici unsur, Mu kıtasının sulara
gömülmesinden çok önce medeniyetin ana kollarının Uygurlar üzerinden Asya’ya
yerleştiğidir.
Bu, Türklerin medeniyete bir şey borçlu olmadığını, aksine dünya
medeniyetinin kurucu aklının bizzat biz olduğumuzu kanıtlayan bir belgedir.
Hazırladığım bu eserde, yazarın bahsettiği o "Birincil Kuvvet “in”
Türklerdeki Gök Tengri inancıyla, Mu Kıtasındaki kozmik nizamın Türklerdeki
Töre kavramıyla nasıl birebir eşleştiğini kaynaklarıyla birlikte sundum.
Kitabın "Kozmik Bağlar" bölümünde, Mu kıtasındaki dinsel
törenlerin ve kutsal ayinlerin, Türklerin gök tanrı inancın da en saf ve teknik
halleriyle nasıl aynı kökten beslendiğini detaylandırdım.
Uygurların Orta Asya’da inşa ettiği o muazzam şehirlerin ve teknolojik
üstünlüğün, Mu kıtasından getirilen o yüksek bilgeliğin bir sonucu olduğunu
Churchward’un kendi notları ve güncel bilimsel verilerle destekledim.
Bu kitap, sadece bir geçmiş okuması değil, unutturulan bir kimliğin
yeniden uyanış çağrısıdır.
Okuyacağınız her satır, Churchward’un iddialarını havada bırakmayan, onları
Türk tarihinin kadim belgeleriyle mühürleyen bir titizliğin ürünüdür.
Kitabımda yer alan bilgiler, bugüne kadar size anlatılan "dar
kalıplı tarih" anlayışını yerle bir edecek; sizi kendi gerçekliğinizle
ve sahip olduğunuz o muazzam kozmik mirasla yüzleştirecektir.
Churchward’un "Naacal” tabletlerinde gördüğü her bir sembolün,
aslında Türk’ün dünya görüşündeki birer mihenk taşı olduğunu keşfettiğinizde
hayrete düşeceksiniz.
Türk milleti, Churchward’un tarif ettiği o "kozmik bilgiyi koruyan
ve nesillere aktaran yüksek kapasiteli topluluk" tanımının tarihteki
tek ve yegâne varisidir.
Köklerimiz okyanusun karanlık derinliklerine kaymış olsa da, ruhumuz hala
bozkırın rüzgârında, Altay Dağları'nın zirvelerinde ve Anadolu’nun kutsal
toprağında aynı ihtişamla nefes almaya devam etmektedir.
Bu eserle birlikte, James Churchward’un beş temel kitabında saklı kalan
gizemli kodları, Türk tarihinin kadim süzgecinden geçirerek gün yüzüne
çıkarıyorum.
On binlerce yıllık bu büyük sessizliği bozmak, sadece bir tarih merakı
değil; atalarımıza olan borcumuz ve gelecekteki nesillere bırakacağımız en
kutsal emanettir.
Eğer bugün "Ben Türküm, kökenim Mu kıtasından gelme bunu tüm
belgeleriyle öğrenmeliyim" diyorsanız, bu kitap sizin için yazılmış
bir uyanış destanıdır.
Şimdi, okyanusun derinliğine kaymış bu medeniyetten Gök Tengri’nin
sonsuzluğuna kadar uzanan bu muazzam köprünün üzerinden geçmeye ve gerçek
kimliğinizin o sarsılmaz temellerini keşfetmeye hazır olun.
Binlerce yıldır bizi bekleyen bu kozmik gerçeklik, artık saklı kalmayacak;
her bir Türk evladı kendi tarihinin büyüklüğünü bu belgelerle yeniden
haykıracaktır.
Bu muazzam hakikatin peşinden gitmek, atalarımıza olan borcumuz ve
geleceğimize olan sözümüzdür. On binlerce yıllık sessizliği bozmanın ve gerçek
kimliğimizin o sarsılmaz temellerini keşfetmenin tam vaktidir.
James Churchward'un (1851-1936) Mu Kıtası teorisi
üzerine yoğunlaşan eserleri ve diğer çalışmaları kronolojik sırayla şu
şekildedir:
- KAYIP KITA MU: İnsanın
Anavatanı (The Lost Continent of Mu: The Motherland of Man- 1926)
- MU'NUN ÇOCUKLARI (The
Children of Mu - 1931)
- KAYIP KITA MU (The
Lost Continent of Mu- 1931- Güncellenmiş baskı)
- MU'NUN KUTSAL SEMBOLLERİ (The
Sacred Symbols of Mu - 1933)
- MU'NUN KOZMİK GÜÇLERİ (Cosmic
Forces of Mu - 1934)
- MU'NUN KOZMİK GÜÇLERİ İkinci
Kitabı (Cosmic Forces of Mu Second Book - 1935)
SANAL MAĞAZLARDA KALMADI, KALAN SON KİTAPLAR .
MU KITASINDAN
ÇIKAN KADİM MEDENİYETLER
Satış
Linki
https://www.turukyayincilik.com
Web Site Adresim
https://www.ulucleventerturhan.com
"Tarih ilimlerin bulduğu belgelere dayandıkça temelli olur
tarihi belgelere dayanan milletlerdir ki kendi aslını bulur ve tanır işte bizim
tarihimiz Türk tarihi bu ilim belgelerimize dayanır yeter ki bugünün aydın
gençliği bu belgeleri aracısız tanısız ve tanıtsın."
Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
Türk tarihi ile ilgili olarak yapmış olduğum araştırmalarda belli
konulara odaklanmanın en büyük nedeni Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün
bana gösterdiği araştırma izleridir. Onun Türk ırkına ve Türk tarihine bu
derece sahip çıkması ve her zaman Türk milletinin tarihi değerlerine sahip
çıkması beni her zaman derinden etkilemiştir.
Yaşamı boyunca geçmiş dönemdeki Türk'ün izlerini her fırsatta arayan ve bu araştırmalar için her türlü fedakârlığa katlanan büyük bir Türk lideridir. Şahsım adına ben atam, derken kalbim atam diye çarparak adını andığım Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün izinden ve verdiği görevlerden asla ayrılmam.
" MU KITASINDAN ÇIKAN KADİM MEDENİYETLER " adı ile yazdığım bu kitabımım konusunu araştırırken de bunu yapmaktayım.
Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk Sağlığının son derece kötüye gittiği süreçlerde dahi bunu sürdürmüş ve 70 bin yıllık geçmiş Türk tarihini araştırmak için büyük Çabalar sarf etmiştir.
Bunu yaparken de Türk tarihini, Türk Dil kökenini dünyaya sunmak
için büyük fedakârlıklar ile yapmıştır. Ancak, Mu kıtası konusunda ki
araştırmalarını ömrü yetse belki çok daha derinde götüreceğini düşündüğüm büyük
liderim daha fazla ömrü yetmediği için, MU KITASININ araştırılması ile
ilgili konuyu belli bir yerde noktalamıştır.
Bu kitabı yazmakta ki en öncelikli ve büyük nedenlerimden birisi de onun takip ettiği izlerden giderek Türk ırkının kökenlerini ve Türk kültürünü Dünya'ya duyurmaktır. İşte bu araştırmam sonucunda da Mu kıtasının gerçek koordinatları ve yerini de koloni çıkış izlerini de böylece bulmuş oldum.
BUNUN NE BÜYÜK ÖRNEĞİ DE ONUN TÜRK TARİH KURUMUNU KURMUŞ OLMASIDIR.
Mu kıtasından çıkan kadim medeniyetler kitabı sayfalarında üstü örtülerek derinlere atılan bilgileri okuyacaksınız.

Yorumlar
Yorum Gönder